Ana Sayfa

Kalecilikte Teknik

Antrenman Bilgisi

Yalnız Bir adam

Geleceğin Kalecileri

Süper Lig Kalecileri

Albay-Simo-Çılgın

Takım Logoları

Fıkra -Komik Resim

İZMİR FENERBAHÇE SPOR OKULU KALECİ ANTRENÖRÜ İSMAİL DERSE
Toplam Ziyaretçi

 

FIKRA VE KOMİK RESİMLER
FIKRALAR KOMİK RESİMLER
GÜNAHIM ÇOK

Hasta fenerli gerçektende hasta olur ölüm dösegine düser.
Her zaman maçlara gittigi fanatik arkadaslari ziyaretine gelirler.
Son defa görelim derler.
" Allahin takdiri,elden birsey gelmez ama bir son istedigin varsa bari onu yerine getirelim
hasta " O zaman beni galatasaraya üye yapin!der
Herkes birbirine bakar:
"Yaav sen doguştan fenerli degil misin? Ne yapiyorsun sen?
Hasta fenerlinin birden yüzü güler: ulen bu sene burada cok cektiler ya ahirette direk cennete gideceklermiş "ya ondan benimde cok günahım var.

HAKEMLER BİZDE

Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış :
-Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?
-Boşuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş seytan.
-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde.
Şeytan şeytanca gülümsemiş :
-Ama bütün hakemler de bizde.

SPORCU TEMEL

Istanbulda özürlüler için açılan bir olimpiyat salonunda, yüzme yarışları yapılmaktadır. Yüzücüler yerlerini alırlar. 1. Kulvarda bacağından sakat bir yüzücü, 2. Kulvarda kolundan sakat biri vs vs. 10. kulvarda ise Temeli getirirler, Temel sırf "Kafa" dan oluşmakta:
Sonra yarışma başlamış tüm sporcular kulvara çıkmışlar,bizim temelin kafasınıda koymuşlar kulvara.Start verilmiş tüm sporcular havuza atlamış. Neyse oradan biri de temelin kafayı sallamış havuza. Herkes finishe doğru giderken bizim temelin kafa dibe doğru gidiyormuş. Yarışma bitmiş görevliler temelin kafayı çıkartmışlar "hani 1. olcakdın" demişler.
Temel "Ya hiç sormayın, olacaktım ama kulağıma kramp girdi" demiş.

O EV BENİM EVİM

Hagi basarilar ile dolu bir yasamin ardindan gunahlari icin cehennemde cezasini cektikten sonra cennete gitmis.Cennette Tanri Hagi'ye etrafi gezdirmis ve sonunda kucuk, sirin bahcesinde soluk renkte bir Galatasaray bayragi olan bir eve gelmisler.Tanri Hagi'ye;
-"Bu ev senin, degerini bil. Burada oyle herkese ev vermeyiz" demiş.Hagi evin merdivenlerinden ikinci kata cikarken biraz ileride devasa bir bahcenin ortasinda,altinlarla suslenmis mermerli bir yolu olan, cok satafatli, koskoca bir saray gormus. Saraydaki balkonlarda ve bahcenin her yerinde de sari lacivert bayraklar ve Fenerbahçe armalari varmis.Hagi Tanri'ya:
-"Ben de cok basarili bir sporcu idim.Galatasarayda kac sampiyonluk yasadim sakat sakat oynadim fedakarlik yaptim,hep basariliydim,milli takiminda vazgecilmeziydim, demis. Neden benim evim Rustu'nunku gibi degil?" demis.Tanri da gulmus ve cevap vermis

-"O ev Rustu'nun degil, Rustu hala yasiyor.O ev benim"

FENERLİYİ SIRTIMA BAĞLAYIN

Bir BJK'lı, bir Fener´li ve GS´lı Arabistan'da yasak olmasına
rağmen bir otelde içki içerken yakalanırlar. Mahkemeye çıkarılırlar.
Karar İDAM!

İtiraz ederler ve karar ömür boyu hapis cezasına çevrilir. Ama o gün
bayrama denk geldiği için Prens Hazretleri cezayı kaldırıp hepsine
20 kırbaç ceza verir. Bizimkileri sempatik bulduğu için de bir kıyak daha yapıp herkese cezasını hafifletmek için bir istek hakkı tanır.

GS'li: "Sırtıma bir yastık bağlayın" der.
10 kırbaçtan sonra yastık paramparça olur ve pek fayda etmez.

Uyanık Fener´li bunu görünce: "Sırtıma iki yastık bağlayın" der.
Ama iki yastık bile 10 kırbaca dayanmaz.

Sıra BJK'lıya gelince Prens Hazretleri:
"Bak BJK'lı sana acıdım. Bu yıl ligde durumunuz kötü, teknik direktörlerden çektiniz vs. vs... Bu yüzden sana iki istek hakkı veriyorum" der...

BJK'li: "O zaman bana 40 kırbaç vurulsun" der.
Herkes şaşkına döner.
Prens Hazretleri: "Peki ikinci isteğin nedir?" diye sorar...

BJK'lı pis pis sırıtarak: "Fenerliyi sırtıma bağlayın"

BEN KALECİYİM
Çapkın futbolcu, dans ederken sevgilisinin poposunu tutunca genç kıza sorar: - Hey, ne yapıyorsun öyle?

Futbolcu özür diler: - Ne olur sevgilim, affet beni. Biliyorsun ben kaleciyim. Topa sahip olmam lazım.

ÖLÜ FENERLİ
Trabzonsporlu iki taraftar trabzonun hiçbir maçını kaçırmazlarmış.

ogün de fener trabzon maçı oynanırmış ve bu iki taraftardan biri maç sırasında hastalanır ve doktora gider doktor buna iki gün içinde ölüceksin der bunun üzerine ölecek kişi arkadaşına bari ben ölmeden son bi isteğimi yerine getir der öbür adam isteğini söyle der oda şöyle buyurur ben trabzonsporu bırakıp fenerbahçeli oldum der bunun üzwerine adam hasta adamı boğmaya başlar ve derki neden böyle döneklik yapıyorsun der oda bir trabzonlu ölene kadar bir fenerli ölsün daha iyi ve adam hastayı kendisi öldürür

GEL SENİNLE FUTBOL KONUŞURUZ

Einstein ölünce insanlığa hizmetlerinden dolayı onu cennette bir villaya yerleştirmişler. Bir gün kapısı çalmış. Gelen adam benim IQ 200 demiş. einstein ooh demiş gel içeri seninle quantum fiziği konuşuruz.

Bir vakit sonra başka biri gelmiş. Adam benim IQ 90 demiş. Einstein gel gel demiş seninle siyaset konuşuruz.

Derken üçüncü adam kapıyı çalmış. Benim IQ 5 demiş.
einstein biraz düşünmüş ve cevabı vermiş.. Gel içeri seninle de Futbol konuşuruz.

ŞİKE
Futbol maçı başlamadan önce iki takımdan birinin kaptanı, hakemi bir köşeye çekip :

-Hocam, der.Sen bizim takımın durumunu bilmezsin...

-Bu maçı bize kaybettirecek olursan, bizimkiler seni ne yapar bilirmisin?

-Ne yaparlar?

-Seni parça parça ederler...

Hakem cevap verdi : -Anlaşıldı, siz bu oyunda berabere kalacaksınız...

-Neden?

-Öteki, takımın kaptanı da bana aynı sözleri söyledi de ondan!.

.

MAÇI ÖĞREN GEL
Temel ile Dursun maç sahasının önünde köfte satarken Temel bilet bulur. Dursun'a şöyle der. -Ula Dursun bu bileti al maçı öğren de gel der.

Dursun gider ve maçı öğrenip gelir durumu Temel'e anlatır:

-Direk dikiyler ortaya bir kabak koyiyler. 21 avanak peşine koşiyler. 2 direğin arasına girince gool diye bağıriyler bir de utanmadan kısa don giyiyler.

 

 

KALECİ

Yetmişli yaşlarına gelmiş iki adam, bir ömür boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuşlardı. Derken bir gün bir tanesi ağır hasta oldu. Ölüm döşeğindeyken yanında yine en iyi dostu vardı ve ona fısıldadı: - Bana bir iyilik yap, olur mu? Cennete gittikten sonra orada futbol oynanıyorsa, lütfen bir şekilde bana haber ver. Öteki "Tamam"dedi. "Bütün hayatım boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin için yapacağım." Ve birkaç dakika sonra da öldü. Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadaşının sesini duydu: - Dostum. Sana bir iyi bir de kötü haberim var. Öteki hemen sordu: - İyi haber nedir? - Cennette futbol oynanıyor.

"BU HARİKA! !

! Peki kötü haber nedir?"

 

"Yarınki maçta KALEDE sen varsın."

 

Kaleci Yaşar'dan bomba gibi hatıralar
Milli Takım ve Fenerbahçe'nin eski kalecisi 'kova' lakaplı Yaşar Duran fıkralara konu olacak anılarını Taha Dağlı'ya anlattı.


-Futbola ne zaman nerede başladınız, Fenerbahçe’ye hangi sezon transfer oldunuz?

“1955 doğumluyum, 69 yılında Ankara Altındağspor’da futbola başladım daha sonra ikinci ligde Gaziantepspor’da oynayıp, 1981 yılında Fenerbahçe’ye transfer oldum. 1987’den 1990’a kadar Malatyaspor ve Sarıyer’de oynadıktan sonra tekrar Fenerbahçe’ye döndüm orada Schumacher’in yedekliğini yaptım. Toplam 23 yıl profesyonel futbol oynadım.”

-Kaç kez milli oldunuz?

“19 kez A Milli oldum, ilk kez 1978 yılında Gaziantepspor’da oynarken milli takıma çağrıldım, o zaman Gaziantepspor ikinci ligdeydi ben de ikinci ligden milli takıma çağrılan ilk futbolcu oldum. “

-Hem Fenerbahçe’nin hem de Milli Takımın kaleciliğini yaptınız, çok iyi bir kaleci olmanız gerekmez mi oysa size ‘kova’ lakabı takılmıştı, bu tezatı nasıl açıklıyorsunuz?

“Ben zaten çok iyi bir kaleciydim ama o zamanlar senede bir iki milli maç oynardık, Türkiye ile kimse maç yapmak istemezdi oynadığımız zamanda hep yenilirdik, takım yenilince de suçlu her zaman kaleci olur, Fenerbahçe’ye gelince, benim oynadığım dönemde iki kez lig şampiyonu olduk, Cumhurbaşkanlığı Kupası, Başbakanlık Kupası, Donanma Kupası, Türkiye Kupası, TSYD Kupası ne kadar kupa varsa hepsini aldık. Hani kötü kaleciydim kötü kaleci olsam bu kadar kupayı alan takımın kalesini bana verirler miydi?”

-Peki o halde niye ‘kova’ lakabı aldınız?

“Dedim ya takım yenilince suçlu kaleci olur, herkesin bir lakabı vardı bize de onu takmışlar, tabi bazı şanssız maçlarımız da oldu.”

-Hangileri mesela? İngiltere’den 8 yediğiniz maç mı?

“Yaşar denince akla İngiltere maçı geliyor herkes 8 golü soruyor oysa o dönem İngilizlerle 3 maç yaptık, ikisini 8-0 birini de 5-0 kaybettik, ben hem ilk 8 yediğimiz maçta oynadım hem de 5 yediğimiz maçta, toplam 13 gol yedim İngilizlerden. İnanın 1 ay sürekli yan top çalıştık. ancak o gün yediğimiz 8 golden 3'ü yan toptandı. Adamların nasıl gol atacağını biliyor ama çaresini bulamıyorduk. Hayatımda oynadığım en tuhaf maçtı düşünün sahada 22 kişi var ve 20 tanesi bana bakıyordu çünkü maç hep benim kalemin önünde oynandı. Top sanki duvara çarpıyordu bana geri geliyordu. Maçtaki tek şutumuzu Erdal Keser atmıştı belki bin maç yapsak 8 olmazdı ama oldu. 40'inci dakikada beni çıkarın diye bağırdım hoca başka alana degisiklik yaptı ben sahada kaldım 8 golü de ben yedim. Maç sonu TRT spikeri geldi 'ne hissediyorsun' dedi adamın suratına baktım 'ne hissedeyim ki' dedim.
Bir de 5 gol yediğim Wembley’deki İngiltere maçı var. Abdülkerim, Lineker'i, Raşit Çetiner de Hoddle'i tutuyor. Bir korner sırasında, Abdülkerim ceza sahasında resmen 'Lineker'i gördünüz mü beyler?' diye sordu. Rasit de, 'az önce buralardaydı' yanıtını verdi. Maç mı, makara mı belli degildi. tabii 8 gollük maçtan sonra bu 5'lik karşılaşma ciddiye alınmadı. “

-İkinci 8-0’lık maçta siz oynamadınız öyle değil mi?

“Yeter artık, iki maç yapıp 13 gol yedikten sonra üçüncü maça Fatih Uras çıktı o da 8 gol yedi. Kaleci Fatih ile milli takımda oda arkadaşıydık. İngilizler'den 3 maçta 21 gol yiyince (bir 8 de Fatih yemişti) gazeteler 'Fatih ile Yasar öyle iyi arkadaşlar ki, yedikleri içtikleri ayrı gitmez' diye yazdı.”

Wembley’deki maçlarda makara da goller gibi bolmuş duyduğumuza göre?

“Abdülkerim’in Wembley’e ilk ayak basan Türk ben olacağım diye sahaya atlaması var, Lineker’i gördün mü olayı var onu demin anlattım, bir de maç öncesi İngiliz Kraliyet Ailesinin seromonisi vardı, dükler falan gelmişti, bir dükle karısı maç öncesi sahaya inip elimizi sıkmıştı, bize başarı dilemişlerdi, onları görünce ‘noluyo lan böyle operaya mı geldik’ demiştik.

-Fenerbahçe’de oynarken de 50 metreden gol yediğiniz söyleniyor, Göteborg maçında?

“50 olmasa da 40 metre vardı, ya ben öyle şanssız maçlarda şanssız goller yedim, yemedim dersem yalan olur, Göteborg maçı da onlardan biriydi.”

-Bir de bazı maçlarda kornerden gelen topa yükselip ‘bendeeeeee’ diye bağırıp sonra top kaleye girince ‘değillll’ dermişsiniz bu doğru mu?

“Evet doğru yandan orta gelince stoperlere çıkmayın derdim ‘bendeee’ diye bağırırdım onlar da topu bana bırakırlardı, bir maçta yine topa çıktım ‘bendeeee’ diye bağırdım, libero falan bıraktıklar topu tutayım diye, kaçırmışım kornerden gelen top gol oldu, sonra ‘değillll’ diye bağırmıştım.”

-Fiorentina maçında baraj kurdururken gol yemişsiniz o da talihsiz bir maçtı galiba?

“Buradaki maçtı o zaten mağluptuk, adamlar serbest vuruş kazandı ben barajın derdine düştüm o sırada hakem düdüğü çalıp, oyunu başlatmış, Pasarelli geldi çaktı gol oldu, biz baraj peşinde koşarken adam dinler mi attı golünü, Pasarelli de iyi vururdu toplara, siz hatırlamazsınız onu bizim zamanın en iyi oyuncularından biriydi. Socrates de onlarda oynuyordu o maçta.”

Başka makara goller var mı?

“Olmaz mı ya 1985 senesinde Almanya’da Berlin’de hazırlık kampına gittik, Fenerbahçe’de oynarken, bir salon turnuvasına katıldık, Almanlarla oynuyoruz. Karşı takımda Matteheus, Augenthaller falan var, maç başladı salon zaten 20-25 metre 5’er kişilikten oynuyoruz, adamlar saldırıyor, o ufacık salonda Matteheus ile karşı karşıya kaldım tam 5 metre, düşünsenize 20 metrelik salonda 10 kişi maç yapıyor, Matteheus benimle tam 5 metre mesafede bomboş karşı karşıya kalıyor, sonra Matteheus harika bir gol attı bana, yedim daha sonra geldi yanıma böyle ‘kusura bakma’ der gibi, başımı okşadı sanki özür diliyordu benden güzel gol attı diye, ben de ‘ at be abi bana kimler gol atıyor, sen atmışsın çok mu, bari golü senden yiyelim’ demiştim.”


Kötü gollerin yanında bir maçta 3 penaltı kurtardığınız da söyleniyor…

“O çok penaltı kurtarırdım ben, Adanademirspor-Fenerbahçe maçında 90 dakika içinde tam 3 tane penaltı kurtardım, sonra Bursaspor maçında yine bir maç içinde 2 penaltı kurtardım, Sarıyer’de oynarken bir sezonda toplam 11 penaltının 7’sini kurtarmıştım. Fatih Terim Galatasaray’da oynarken onun penaltısını da kurtarmıştım. Bir kez de Galatasaraylı Kosecki’nin penaltısını çıkarmıştım. Ayrıca penaltıdan gol de atardım, birinci ligde Gaziantepspor’dayken 5, Fenerdeyken de 3 golüm vardı yani kaleci olarak kariyerimde toplam 8 gol atmıştım.”

Peki o maçlarda yaşanan komik anılar vardır elbet, biraz onlardan anlatır mısınız?

“En komiği o Göteborg maçında İsveç’teki maçta yeniliyorduk, bizden 2 kişi kırmızı kartla atılmıştı, zaten mağluptuk, Abdülkerim delenmiş maçın hakemi yabancı, bizim Apo dil falan bilmez bir yerden bir küfür duymuş yarım yamalak hakeme sallıyor, bir baktık Apo hakemin karşısına geçmiş, ellerini kaldırmış ‘F…Me, F… Me’ diye bağırıyor, hakemin gözler faltaşı gibi açıldı, ‘ulan ne diyor bu manyak’ der gibi bakıyor Apo’ya, Apo ısrarla ‘F… Me’ diye söyleniyor falan hakem neye uğradığını şaşırdı, rakip takım futbolcular gülüyor, biz de Apo’yu çekiştiriyoruz ‘lan Apo manyadın mı oğlum o küfür öyle değil’ diyoruz.”

O maçta başka enterasan olaylar da olmuş…

“Maç sırasında PKK’lılar sahaya girdi, büyük bir pankart açtılar, oyun durdu, bizim Cem (Pamiroğlu) koştu heriflere falan dalmaya çalıştı, çektik Cem’i ‘oğlum dur lan bu olay siyasi falan bulaşma’ dedik, sonra maç bitti döndük İstanbul’a bir baktım bizim takımı polis çağırıyor, DGM’ye gittik, DGM’de mahkemeye çıkardılar ben, Cem, Erdoğan Arıca falan, hakim hepimizin ifadesini aldı, olay nasıl gelişti, nasıl oldu, tanıyor musunuz pankart açanları gibi sorular sordu, yani takım halinde DGM’lik olmuştuk.”

Avrupa maçlarında dil büyük sorun oluyordu herhalde?

“Tabi bir keresinde Milli Takımla Almanya’ya gittik, o zaman Gaziantepspor’da Reşit Kaynak vardı, eski Beşiktaşlı Orhan Kaynak ile Fenerbahçe’li rahmetli Kayhank Kaynak’ın abisi. Reşit’in annesi böbrek hastasıymış, taş düşürüyormuş kadın, Reşit bana ‘Yaşar annem böbrek hastası gel dışarı çıkalım hem bir eczane buluruz, anneme ilaç alırım buranın ilaçları iyi gelir sevinir kadın, hem de gezeriz biraz’ dedi. Çıktık dolandık bulduk bir eczane girdik içeri, bir kızcağız var, tabi bizde ne Almanca ne İngilizce, derdimizi anlatamıyoruz, biz ‘böbrek, taş, anne, mother’ falan bir şeyler saçmalıyoruz, kız boş boş bakıyor, sonra Reşit dedi ki ‘gel oğlum dışarı çıkalım bir taş bulalım öyle anlatırız derdimizi’ dedi, çıktık, sokakta taş bulana kadar yarım saat geçti, geldik geri eczaneye ben yattım yere, Reşit taşı karnımın üstüne koydu, sonra taşı elimizle itip, aşağı attık, böylelikle Alman kıza ‘böbrekten taş düşürme’ olayını anlatacağız hesapta, kız iyice çileden çıktı ne anlasın garip, iki arıza gelmiş, tuhaf tuhaf hareketler yapıyor, sonra Allahtan kafileden birileri geldi, tercüman buldular o anlattı kıza ‘bunlar böbrek ilacı istiyor’ diye, kız da reçete istemiş, tabi biz de reçete de yok ne bilelim Almanya’da reçetesiz ilaç verilmediğini, hem ilacı alamadık hem öyle bir rezillik yaşadık yani.”

İmkanlar da çok kısıtlıydı değil mi?

“Ya hiç yoktu hiç, şimdi hani bir moda var maçlarda herkes birbirinin formasını alır, hatıra olsun diye işte biz 80’li yıllarda yabancı takımlarla oynarken yapardık bunu ama hatıra olsun diye değil, adamların formaları Adidas, pırıl pırıl formalardı, bizde o zaman dandik kumaştan formalar vardı, bir kez Kuzey İrlanda ile oynadık, maç sonrası adamların peşine düştük, forma diye herkes şaşırmıştı, çok kıyak formaları vardı, alıyorduk onları, biz antrenmanda falan giyiyorduk.”

-Abi siz ne güzel bütün bomba hikayeleri gayet rahatlıkla anlatıyorsunuz, o yüzden de oynadığınız dönemlerde diğer futbolcular tarafından çok seviliyordunuz herhalde?

“Anlatmayıp ne yapayım, bombaysa bomba, yaşadıklarım bunlar, ben kendimle barışık bir insanım, takımdakiler beni çok severlerdi, milli maç kamplarında herkes benim yanıma toplanırdı, benle aynı odada kalmak için futbolcular yarışırdı aralarında, o zaman da esprili adamdık, böyle maç hikayelerini falan anlatır gülerdik hep beraber eğlenirdik. “

-Sizin zamanınızda Türkiye’de ciddi bir kaleci ve defans sorunu mu vardı çünkü çoğu kaleciler yabancıydı?

“Yugoslav modası vardı herkes Yugoslav futbolcu getiriyordu, kaleciler de Yugoslav oluyordu ama hepsi iyi çıkmıyordu.”

-Fenerbahçe sizi gönderip yerine Lukovcan’ı aldı ama o çok hatalı goller yiyen bir kaleciydi?

“Valla Lukovcan’ın Fener’den gönderilişini hatırlıyorum, kovulmuştu, Aziz Yılmaz onu bir maç sırasında dövmüştü, zaten adamın bir gözü kör gibiydi, sağlık sorunları vardı.”

Sizin gibi Türk kaleci pek yoktu sanırım…

“Bana en çok benzeyen Hayrettin vardı, Galatasaray’ın kalecisi. Hayrettin ile bir çok özelliğimiz birbirine benzer o da benim gibi şanssız bir adamdı.”

-Şimdi futbol oynasanız yine Fenerbahçe’de kalecilik yapabilir miydiniz?

“Valla ben şimdi oynasam aynı Rüştü gibi olurdum, yani Türkiye’nin en iyi kalecisi olurdum.”

Peki şu an ne yapıyorsunuz?

“Şu an boştayım, en son Çanakkale Dardanelspor’da antrenörlük yaptım daha önce Elazğıspor’da teknik direktörlük, Kayserisyor ve Bursaspor’da da yardımcı antrenörlük görevlerinde bulundum. Allaha şükür zamanında kazandığımız paralar şimdiki gibi fazla olmasa da çok şükür geçiniyoruz, bir sıkıntımız yok ama daha iyi olabilirdi örneğin ben futbol oynarken Hürriyet Gazetesi bana mankenlik teklif etmişti yapmamıştım, daha sonra film teklifleri de geldi ama onları da kabul etmemiştim.”

 

 


..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Linkler

Federasyon

Kpss Soruları

Blacksnakemotor

İddaa

Canlı Müzik Dinle

Google Adsense

İzmir Voleybol


SPORCU SAKATLIKLARI

ÇOCUK VE SPOR

SPOR PSİKOLOJİSİ

BESLENME